悲伤的歌曲

Sayfalar

Yön Değiştirici Açıklama

"Bu kesin Ketsu'nun başının altından çıktı, aklı sıra benimle oynayacak." dedi ve gülümsedi fakat bir anda beklemediği bir şey oldu, oracıkta öylece dona kaldı. Omuzlarında bir el, yanağında bir nefes hissetti."

1. Bölüm

18. Doğum Günü Partisi

Negen okuldan çıkmış en yakın arkadaşı Ossa ile birlikte eve doğru yürüyordu. İçinde bulundukları Imarethal kasabasında o gün büyük bir şenlik düzenleniyordu. Temmuz ayının 13. gecesi Imarethal halkı tarafından ruhların özgürlüğe kavuştuğu gün, Iritnil günü olarak bilinirdi. Bu yüzden gün batımından hemen sonra dualar edilir, nehirlere orkide çiçeği, gökyüzüne ise su ve nehir deseni ile işlenmiş fenerler bırakılırdı.
Negen tam da bugün doğmuştu. Onun doğum gününde yalnızca ailesi değil tüm kasaba bayram ederdi. Inanca göre Iritnil Günü'nde doğan çocukların ruhları sonsuza dek özgür olur ve hiçbir kötü ruhu onlara zarar veremezdi.

Ossa kasaba meydanından geçerken yapılan hazırlıklara gözü ilişti. Kendi kendine derin bir iç çekerek gülümsedi ve "Ne kadar da güzel bir gün değil mi?" dedi.
"Sanmıyorum" dedi Negen sıkılmışçasına ve ekledi:
"Bazen insanlar çok abartıyor, açıkcası benim bu tür şeylere pek inancım yok."
Ossa ise "Benim var. Bence hala dünya üzerinde sebebini açıklayamadığımız bir sürü olay oluyor. Neden bunları ruhlar ya da göremediğimiz, duymadığımız hatta varlıklarını dahi hiçbir zaman algılayamacağımız varlıklar tarafından yapılmıyor olsun ki?"
Negen umursamadan yürümeye devam etti. Doğrusunu söylemek gerekirse yavaştan heyecanlanmaya başlamıştı bile çünkü akşama evde onu bekleyen bir parti vardı.
Doğum gününü sevmiyordu bizimki çünkü diğer arkadaşlarının doğum günü partileri, sevdikleri tarafından süpriz parti şeklinde gerçekleşiyordu. Özel bir günde doğmuş olması itibari ile sadece onun değil bu günde doğmuş diğerlerinin de partileri süpriz parti niteliği taşımıyordu.
Eve yaklaştıklarında Ossa ayrıldı. "Akşam görüşürüz, güzel bir parti olacak" dedi.

Negen bahçe kapısını açtığında biricik köpeği Turkuaz üstüne atıldı ve yüzünü yalamaya başladı.
"Afferin benim oğluma, haydi tut!" diyerek yerdeki oyuncağı bahçenin diğer tarafına fırlattı ve köpeğiyle oyuna daldı. Annesi:
"Negeeeen, Negeeen!" diye seslendi.
"Oğlum hadi ama, akşama doğum günü partin var, hazırlıkları tamamlamama yardım etmelisin." dedi.
Elinas hanım neşeli, sempatik ve anlayışlı biri idi. Eşini Negen doğduktan hemen sonra bir trafik kazasında kaybetmiş olmasına rağmen yılmamış, Negen'e hem anne hem de baba olabilmek için çabalamıştı.
Sabahın yedisinden beri aralıksız temizlik yapıyor, evi süslüyordu. Salonun hemen üstüne "İyi ki doğdun Negen" yazmak için mukavvadan simli harfler satın almıştı fakat yardım edecek biri olmadığından doğru düzgün yapıştıramamıştı.
"Geliyorum anne!" dedikten hemen sonra Turkuaz'dan ayrıldı.
Duvardaki yazıyı tamamlamışlardı:
"Şimdi 18 Yaşında, İyi Ki Doğdun Negen!"

Akşam olduğunda ilk önce kasaba halkıyla beraber Iritnil Günü'nü kutlamak için nehrin kıyısına, şölen alanına gittiler. Okulun en çalışkan kızı olan Inarin Negen'in omzuna vurarak "Doğum günü çocuğu pastasını üflerken dilek tutmalı" diyerek gırgır geçti. "Ahh.. şey.. evet?!" dedi şaşkın bir ses tonuyla Negen çünkü Inarin'den hoşlanıyordu. Diğer arkadaşı Ketsu da öbür omzuna vurarak "Neyse neyse, sen şanslı çocuksun birader, bugün sana istediğin yerde dilek tutmak serbest" dedi gözlüklerini düzelterek. Şakacı bir ses tonuyla "Neyseki dirençli biriyim yoksa bu yumrukların ardından toparlanmam zor olurdu" diyerek ekledi Negen. Mutluydu, çünkü sevdiği herkes yanındaydı ve tüm kasaba halkı eğleniyordu.
Siyah bir araba geldi ve bir anda sessizlik oldu. Kasabanın sözü geçen ve civar köylerde de ün yapmış yaşlısı Babilyan amca her sene olduğu gibi elinde bir kağıtla arabadan indi ve meydanın ortasına geçerek o tarihi olayı anlatmaya başladı.
"Bundan 655 yıl önce kasabamızda daha öncesinde hiç görülmemiş ve kimselerin tanımadığı kendini Aniset olarak tanımlayan uzun siyah saçlı kalbi kötülük dolu biri belirdi. Bu kişi köyün mezarlığındaki ölüleri köydeki bütün hayvanları öldürüp bilinmedik sözler ve büyüler eşliğinde diriltti ve kendine köle yaptı. Atalarımızın bedenleri ile beraber kendine ordu kurarak tüm kasabalıya zulmetti. Bu olay civar kasabalara da cereyan etti ve zulüm 9 yıl kadar sürdü.
Büyük atamız Atahan gizlice örgütlenmek için büyük bir plan yaptı. Halkımızdan seçtiği 10 kişiyi civardaki en yakın 10 kasabaya gizlice gönderdi. Bu seçilmiş 10 kişi gittikleri kasabalarda 1 yıl kadar kalıp, Aniset'i yenmenin yollarını aradı. Çeşitli dövüş sanatları ve büyüler öğrendikten sonra ordu kurmayı başardılar. İşte tam bu noktada birlik olarak Aniset'e saldırdılar. Ölüler ordusu bozguna uğrayınca ortadan kayboldu.  Atalarımızın onu güneşe mühürlediği söylenir. O sonsuza dek orada yanmaktadır.
Yenilen ölüler ordusunun cesetleri kendi mezarlarına yeniden gömüldü ve ruhları özgür kaldı. İşte bu yüzden bugün bu gece burada toplanmış bulunmaktayız."
"Saçma." diyerek mırıldandı Negen. Ossa bunu duydu ve yaklaşıp "Şşttt, biri duyacak" dedi.
İnsanlar dualar edip ritüelleri tamamladıktan sonra kutlamalara geçtiler. Bizimki ise annesiyle beraber parti için saat 11:00 gibi eve döndü. Çünkü parti 11:30'da başlayacaktı.

Davetliler saat 12:00'ye kadar gelmişlerdi. Şarkılar söylendi yemekler yendi, pasta kesildi, hediyeler verildi. Yorucu ama bir o kadar da eğlenceli bir gün olmuştu. Evin her tarafı hediye kutusu dolmuştu. Negen hediyeleri sevmezdi. İnsanın en büyük hediyesinin ailesi olduğunu söylerdi. Ara sıra arkadaşlarının babalarına bakarak kendi babasını hayal etmişti. Onun için bütün doğum günleri buruktu. Babasız, kolu kanadı kırıkmış gibi hissediyordu. Neyse ki annesi vardı, onun için hem kol hem kanat olmaya çalışan bir annesi...
Negen şanslıydı, böylesine kanaatkar bir anneye, bu kadar çok sevene sahip olduğu ve böylesine güzel bir yaz akşamında doğduğu için gerçekten şanslıydı.

Annesine "Ben odama çıkıyorum" diye seslendikten hemen sonra gözü hediyelerden birine ilişti. Siyah ve kırmızı çizgilere sahip bir paketti. Yanına yaklaştı ve kutuyu eline altı. Üzerindeki küçük notta şöyle yazıyordu:
"Sa tait antach chinist."
Daha öncesinde hiç böyle bir dil görmemişti ve ne demek istediğini anlamamıştı. İlgisini çekti ve kutuyu alarak odasına çıktı.
Saat gece 2 gibiydi. Gözlerini kapatmamak için direniyordu. Uyumak için yatağa girer gibi oldu ama aklına tekrar o kutu takıldı: O siyah ve kırmızı desenli kutu! Bu kutu kimin hediyesiydi ve neden üzerinde bilmediği bir dilde not bulunuyordu. Odağını topladı ve kutu açmaya başladı. Dışındaki paketi açtıktan sonra uzun, ince, güzel işlemeleri olan bir kutu ile karşılaştı. Kutuyu açtı ve birden bire şaşırdı. İçinde özenle işlenmiş gümüşten antika kalem benzeri bir stik bulunuyordu. Stikin üstünde simetrik ve ters olarak "Lesiphinit Tutte" yazıyordu. Anlam verememişti. Kim, ona, neden böylesine ilginç bir hediye verebilirdi ki! "Bu kesin Ketsu'nun başının altından çıktı, aklı sıra benimle oynayacak." diyerek gülümseyecek oldu fakat bir anda dona kaldı. Omuzlarında bir el, yanağında bir nefes hissetti. Kapı asla açılmamıştı, pencere de kapalıydı. Arkadasında biri vardı. Çok korkmuştu. Birden bire kalbi hızla çarpmaya başladı ve arkasındaki:
"Antach Negen iri de Lesiphinist!" dedi.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder